Dijital Sağlıkta Üniversitelerin Rolü: Eğitimden Sağlık Hizmetine Kurumsal Kapasite
Bir üniversitede dijital sağlık dersi açılması, hastanede elektronik kayıt kullanılması veya yapay zekâ projesi yürütülmesi önemli adımlardır. Peki bu çalışmalar birbiriyle bağlantılı mı? Öğrencilerin öğrendiği bilgiler klinikte kullanılıyor mu? Sağlık hizmeti sırasında üretilen veriler, güvenli biçimde araştırmaya ve hizmetin iyileştirilmesine katkı sağlıyor mu?
Dijital sağlıkta üniversitenin rolünü anlamak için tek tek projelerden çok, bu soruların yanıtlarına bakmak gerekir.
Üniversite neden stratejik bir aktör?
Üniversiteler sağlık çalışanlarını yetiştirir, bilimsel bilgi üretir, üniversite hastanelerinde sağlık hizmeti sunar ve toplumla bilgi paylaşır. Dijital sağlık bu dört görevin tamamını ilgilendirir.
Örneğin bir tıp öğrencisinin sağlık verisini doğru yorumlamayı öğrenmesi eğitimle ilgilidir. Aynı verinin hastanede güvenilir biçimde kaydedilmesi hizmet sunumuyla; uygun koşullarda araştırmada kullanılması bilimsel üretimle ilgilidir. Araştırmadan elde edilen bilginin daha iyi bir uygulamaya dönüşmesi ise üniversitenin toplumsal katkısını gösterir. Bu adımlar birbirini beslediğinde üniversite, dijital sağlık dönüşümünde etkili bir aktör hâline gelir.
Üniversitelerin bir başka gücü de farklı disiplinleri bir araya getirebilmesidir. Bir sağlık sorununun çözümü için klinisyenlerin, laboratuvar profesyonellerinin, mühendislerin, veri bilimcilerin, hukukçuların ve etik uzmanlarının birlikte çalışması gerekebilir. Teknoloji tek başına çözüm üretmez; doğru sağlık sorununun tanımlanması ve geliştirilen çözümün güvenilirliğinin değerlendirilmesi gerekir.
Dijital altyapı kurmak yeterli mi?
Bir hastanede çok sayıda bilgi sistemi bulunabilir. Ancak bu sistemlerdeki bilgiler farklı biçimlerde kaydediliyorsa, birbirine doğru aktarılamıyorsa veya verinin kullanımından kimin sorumlu olduğu belli değilse, beklenen yarar sınırlı kalır.
Burada birlikte işlerlik (interoperability) önem kazanır. Bir laboratuvar sonucunun hangi ölçümü ifade ettiği, hangi birimle bildirildiği ve klinik kayıtta nasıl gösterildiği açık olmalıdır. Verinin doğru anlamıyla paylaşılması, hem hasta bakımını hem de araştırmanın güvenilirliğini etkiler. Veri erişimi, mahremiyet, etik onay ve bilgi güvenliği de aynı sürecin parçalarıdır.
Bu nedenle dijital sağlık kapasitesini yalnız yazılım ve cihaz sayısıyla değerlendiremeyiz. İnsanların yetkinliğine, süreçlerin nasıl yönetildiğine, uygulamaların sonuçlarının ölçülüp ölçülmediğine de bakmalıyız.
Üniversiteler kendi durumlarını nasıl görebilir?
Bu sorudan yola çıkarak Dijital Sağlıkta Üniversite Kapasitesinin Değerlendirilmesi (DSÜKD) Olgunluk Modelini geliştirdik. Model, üniversitelerin dijital sağlık çalışmalarını sekiz boyutta incelemesine yardımcı oluyor: liderlik ve yönetişim, eğitim ve yetkinlik, dijital altyapı, klinik ve operasyonel uygulama, araştırma ve bilimsel üretim, veri yönetişimi ve birlikte işlerlik, verinin ikincil kullanımı ve analitik, iş birliği ve ekosistem.
Bu boyutlar birlikte ele alındığında daha anlamlı sorular sorulabiliyor: Üniversitenin dijital sağlık yol haritası var mı? Eğitimlerin kazanımları ölçülüyor mu? Klinik uygulamalar eğitim ve araştırmayı destekliyor mu? Üretilen veriler, gerekli izinler ve güvenceler sağlanarak kalite geliştirme ve bilimsel çalışmalarda kullanılabiliyor mu?
Modelde değerlendirme, kurumsal uygulamalara ilişkin doğrulanabilir kanıtlara dayanıyor. Amaç üniversiteleri bir başarı sırasına koymak değil; her kurumun güçlü yönlerini ve geliştirmesi gereken alanları görerek kendi yol haritasını hazırlamasına yardımcı olmak. Örneğin araştırmada güçlü bir üniversitenin veri yönetişiminde de aynı düzeyde olduğu, yalnız proje ve yayın sayısına bakılarak söylenemez.
Ortak bir yön neden gerekli?
Dijital sağlık dönüşümünde üniversiteler tek başına çalışmaz. Sağlık kurumları, kamu kuruluşları, meslek örgütleri, teknoloji geliştiricileri ve toplum aynı ekosistemin içindedir. Bu aktörlerin çalışmaları ortak hedeflere bağlandığında eğitimden araştırmaya, araştırmadan uygulamaya uzanan yol güçlenir. Ulusal dijital sağlık stratejileri de öncelikleri, sorumlulukları ve ilerlemenin nasıl izleneceğini belirleyerek bu eşgüdüme yön verir.
Üniversitelerin dijital sağlıktaki yerini konuşurken asıl soru şudur: Üretilen bilgi ve kullanılan teknoloji, sağlık hizmetini ve toplum sağlığını nasıl iyileştiriyor? Bu soruya yanıt verebilmek için önce mevcut kapasiteyi doğru tanımlamak, sonra gelişimi kanıtlarla izlemek gerekir.
Konuyu daha ayrıntılı incelemek isteyenler, Bilgi Merkezi’ndeki “Dijital Sağlıkta Üniversitelerin Yeri ve Türkiye’deki Durum: Hangi Boyutlarda Değerlendirelim?” yazısında ulusal stratejileri, dünyadan ve Türkiye’den üniversite örneklerini bulabilir. DSÜKD Olgunluk Modeli ise sekiz boyutun alt göstergelerini, olgunluk düzeylerini ve değerlendirmede aranacak kanıtları açıklıyor.
Türkiye’de dijital sağlık alanında artık sistematik bir yaklaşım şart. Ortak hedefler, açık sorumluluklar ve ölçülebilir sonuçlar belirlenmezse dijital çağda da dışa bağımlılığımız sürebilir. Daha önemlisi, kendi uygulamalarımızdaki eksikleri ve hataları göremeyen, dolayısıyla bunları iyileştiremeyen kapalı bir yapı içinde kalabiliriz. Üniversiteler, bilgi üreten ve uygulamalarını kanıtlarla değerlendiren kurumlar olarak bu döngüyü kırmada önemli bir rol üstlenmelidir.
Prof. Dr. Diler Aslan
ORCID ID: 0000-0003-4907-9445
23.09.2026
D-Tek Teknoloji | Dijital Dönüşüm, Risk Yönetimi, İnovasyon ve Sürdürülebilirlik
Yazar Hakkında
Prof. Dr. Diler Aslan, tıbbi biyokimya, tıbbi laboratuvar yönetimi, laboratuvar verilerinin yönetimi ve kalite sistemleri alanlarında uzun yıllar ulusal ve uluslararası düzeyde akademik ve uygulamalı çalışmalar yürütmüştür. Kurumsal yöneticilik ve danışmanlık görevleri üstlenmiş; ulusal ve uluslararası çeşitli kurullarda görev almıştır.
Pamukkale Üniversitesinde tıp eğitimi programlarının geliştirilmesine katkıda bulunmuş; Bologna Eşgüdüm Komisyonu Başkanlığı ve Bologna Süreci Koordinatörlüğü görevlerini yürütmüş, üniversite değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmalarında yer almıştır.
FORTRAN II Programlama Dili (1972), ANKUZEM E-Eğitimci (2013), UKAS ISO/IEC 42001 Yapay Zekâ Yönetim Sistemleri Farkındalık (2025) ve ADLM Tıbbi Laboratuvarlarda Veri Bilimi (2026) eğitimlerini tamamlamıştır. Tıbbi laboratuvarlarda kalite yönetimi, dijital sağlık, veri kalitesi ve yapay zekâ yönetişimi alanlarında eğitim ve danışmanlık çalışmalarını sürdürmektedir.
Kitaplarına Nobel Akademik Yayıncılık yazar sayfasından, köşe yazılarına Denizli Güneş yazar sayfasından erişilebilir.
ORCID: 0000-0003-4907-9445


Comments (0)